Serbest Nazım ve Toplumcu Şiir (1923-1960)

toplumcu-siir-sanatçilari
  • Serbest vezin, serbest nazım, özgür koşuk, serbest şiir isimleri ile anılan bu biçimde şiirin mısralar arasında herhangi bir ölçü ve uyak kuralı aranmaz.
  • Ölçü ve uyak gibi kurallara bağlı olmadan şiir yazma, dünya edebiyatında Arnodi Henie ve Eliot Cloudel gibi sanatçılarla başlar.
  • Türk edebiyatında ise serbest nazımın ilk örneklerini Fransız sembolistlerden etkilenen Cenap Şahabettin vermiştir.
  • Servet-i Fünun akımının serbest müstezat kullanması serbest nazıma geçişin bir aşamasıdır.

Serbest Müstezat

  • Aruz ölçüsünün katı kalıplardan bozulmasıyla meydana gelen bir nazım şeklidir.
  • Serbest müstezatta aynı zamanda birden fazla aruz kalıbı bir arada bulunabilir.
  • Bu nazım şeklinde uzun, kısa ve çok kısa dizeler bazen düzenli bazen de düzensiz olarak yinelenir. Kısa dizelerin ölçüsü, dize ölçüsünün bir parçasıdır.
  • Kafiye düzeni belirli bir kurala bağlı değildir.
  • Bu nazım biçiminde düşünceler mısradan mısraa atlayarak devam eder. Nazım bu şekilde nesre yaklaşmış olur. Bu nazım şeklini Fransız şairlerinin özgün biçimde yazdıkları şiirlerden etkilenen Servet-i Fünun şairleri oluşturmuştur.
  • Serbest müstezat Fecr-i Ati şairleri tarafından daha da geliştirilerek serbest müstezattın başarılı örnekleri verilmiştir. Bu başarılı örnekler Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Ahmet Haşim gibi dönemin güçlü şairleri tarafından verilmiştir.
  • Serbest müstezat, serbest nazma geçişin ilk kademesidir.

Serbest Nazım

  • Türk edebiyatında ister aruz ister hece ölçüsü olsun, Türk şiirinin vezin bağından kurtulması gerektiğini Şiirde Şekil ve Kafiyeler adlı yazısında ilk olarak Nurettin Ferruh adlı bir şair ileri sürmüştür.
  • Nurettin Ferruh bu yazısında şiirde ahengi sağlayan unsurlar vezin olmadığını, şiiri bir takım kesin ve değişmez kanunlar altına almanın ancak eski insanların âdeti olduğunu bu yüzden de tek bir eda ve monotonluk doğuran uyağın terk edilmesi, ölçünün bırakılması gerektiğini savunmuştur. Lakin kendi zamanında çok eleştirilmiştir.
  • Bununla beraber Tanzimat’ın ikinci kuşağından itibaren Divan şiirinin şekil anlayışı yıkılmış, ölçü konusunda kesin kurallar kırılmıştır. Bu süreçte Abdülhak Hamit Tarhan’ın da büyük rolü olmuştur.
  • Servet-i Fünun döneminde ise şairin kendi şiir anlayışına göre değişenler kesin kurallara bağlanamayacak serbest biçimli düzenler çoğalmıştır. Özellikle Cenap Şahabettin önemli katkıları ile kafiye önemini korusa da geleneksel dizi anlayışı ortadan kalkmıştır.
  • Tevfik Fikret, serbest şiiri düzyazıya yaklaştıran hoş, serbest nazım önemli bir katkıda bulunmuştur.
  • Fecri ati sanatçıları da serbest nazım yapmışlardır. Ahmet Haşim dizeye kırarak serbest söyleyişi ulaşmak istemiştir. Sanatçının
  • Belde ve Yollar isimli şiirleri serbest şiirde geçtiği önemli bir kademe oluşturmuştur.
  • Serbest nazım anlayışı bu süreçte ölçüsüz – uyaklı, ölçüsüz – uyaksız mısralara kadar uzanmıştır.
  • Bu süreçte Ercüment Behzat Lav, alınan şairlerinden Nazım Hikmet’in de Mayakovski’den etkilenerek uygulamış olduğu serbest nazımlar ortaya çıkmıştır.
  • Şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bu akımın asıl başlatıcısı Nazım Hikmet Ran olmuştur.
  • Başlangıçta Milli Edebiyat akımı etkisiyle hece ölçüsü ile şiirler kaleme alan Nazım Hikmet, Anadolu’ya gidişi ile beraber 1921’de başlayan ve Moskova’daki öğrenim yıllarından prensipleri belirginleşen yeni bir şiir anlayışıyla ve ölçüsüzlüğü düşünmeyen; Türk şiirini kökten değiştirmiş ancak ölçüyü atmakla beraber uyağı tamamen atamamıştır. Ama bu alışılmışın dışında, geleneğin Divan şiirinin birikimlerinden faydalanan yeni uyak anlayışı getirmiştir.
  • Nazım Hikmet serbest nazım ile ilgili olarak şiiri vezinli ya da vezinsiz, kafiyeli ya da kafiyesiz yazmanın önemli olmadığını; önemli olan şiirde ahengi sağlayacak ve konunun insanları etkileyecek şekilde belirlenmiş olmasıdır görüşlerine yer vermiştir.
  • Türk edebiyatında serbest nazım, 1930’lu yılların ortasından itibaren kabul görmeye başlamış.
  • Orhan Veli ve arkadaşlarının Garip ismi ile başlattıkları hareket ortaya çıkmıştır. İkinci Yeni akımı da bu yolu takip ederek Türk edebiyatında serbest nazımın kökleşmesine yardımda bulunmuştur.
  • 1940’lı yıllara gelindiğinde, şekil açısından serbest nazım zaferi tamamlanmıştır.
  • Hece ölçüsünü hemen hemen Behçet Kemal Çağlar devam ettirmekte, Ahmet Kutsi Tecer, Ülkü dergisi etrafında halk şiiri geleneğinin yaygınlaşmasına çalışmaktadır.
  • Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Cahit Külebi gibi farklı çizgilerdeki şairlerde serbest nazımla şiirler yazmışlardır.

Serbest Nazımın Özellikleri

  • Serbest nazım herhangi bir ölçünün kullanılmadığı nazım biçiminin ismidir. Kafiye kullanıp kullanmamak, şiiri eşit ya da farklı sayıda mısralardan oluşan bentleri ayırıp ayırmamak şairin isteğine bağlıdır.
  • Sistemli bir kafiye ve vezin uygulaması olmaması demek, serbest şiirin ahenk anlayışından yoksul olduğunu göstermez.
  • Serbest nazımda ahenk iç ritimle, ses ve kelime tekrarları ile sağlanır.
  • Şair kelimesi seçimine, dizimine, iç içe geçmiş ses ve anlam karşılarına dikkat eder.
  • Serbest nazımda ölçü bulunmadığı için dizelerde durak yoktur.
  • Şair durak yapma ihtiyacı hissettiğinde satırı kırar, alt satıra geçer.

Annemi ölmüş gördüm rüyamda.

Ağlayarak uyanışım

Hatırlattı bana, bir bayram sabahı

Gökyüzüne kaçırdığım balon ama bakıp

Ağlayışımı.

  • Orhan Veli Kanık kimi şairler kırılan dizeleri, yerine göre merdiven biçiminde yazar.
  • Söz dizeden diziye geçerken cümle bitmemişse o zaman dize başlarında küçük harf kullanılır. Büyük harf düz yazıda olduğu gibi yalnız cümle başlarında kullanılır:

Aylardır

Kalmadığı çalmadığım kapı.

Sokak sokak

Yapı yapı

Adım adım

Roma’da

Roma’yı aradım… ( Nazım Hikmet )

  • Geleneksel şiirde vezin, uyak ve belli nazım şekilleri şairin söyleyişini sınırlandırmaktadır. Örneğin çok kısa söylenmesi gereken bir sözü, kullanılan ölçünün uzunluğuna uydurmak ya da uzun bir düşünceyi, ölçeğe ve nazım şekline sığdırmak için kırpmak gerekmektedir. Serbest nazım, şairi bu zorlamalardan kurtarmıştır.
  • Serbest nazımla çok özgün söyleyiş biçimleri geliştirilmiştir.
  • Sözgelimi, çok dalgalı bir denizde dalgaların üstünde alçalıp yükseldiği bir kayanın durumu, sözcüklerinde gittikçe kısalmasıyla verilmiştir.

Çıkıyor kayık

İniyor kayık… Çıkıyor ka

İniyor ka… Çık… İn… Çık… (Nazım Hikmet, Bahr-i Hazer)

Tüm bu değişkenlere rağmen serbest nazım türleri üç grupta incelenmektedir.

Serbest Nazım Türleri

Ölçülü – Kafiyeli Serbest Nazım:

  • Serbest müstezattan daha serbest bir biçimde yazılan bu şiirlerde mısra bir sözcüğe kadar iner lakin dizelerde bir uyak bulunur.
  • Ölçü genellikle aruz ölçüsü olur.
  • Ahmet Haşim bu şiir türünde çok başarılı eserler vermiştir. O Belde şiiri bu özellikleri taşımaktadır.

Denizlerden

Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.

Bilsen

Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı Şama bakan

Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin! ( Ahmet Haşim )

Ölçüsüz – Kafiyeli Serbest Nazım:

  • Kafiyede iç ritimden faydalanan ama ölçüsüz yazılan şiirlerdir.
  • Dizeler hiçbir dış düzene sahip değildir.
  • Edebiyatımızda Orhan Veli Kanık bu türde şiirler yazmıştır.

Her şey birdenbire oldu.

Birdenbire vurdu gün ışığı yere.

Gökyüzü birdenbire oldu.

Mavi birdenbire.

Her şey birdenbire oldu. ( Orhan Veli Kanık )

Ölçüsüz – Kafiyesiz Serbest Nazım:

  • Hiçbir ölçüye bağlı kalmadan, hiçbir kural ve kayıtla sınırlandırılmadan dili duygulu söyleyişle öz sesinden ritim yakalayan şiirlerdir.
  • Bu akım Orhan Veli ile tanınmıştır.

Kiraz mevsimi, kiraz

Küfelerle dolu pazar.

Zambaklar geçiriyor bir kadın.

Bir kadın bir bakraç yoğurt

Götürüyor.

Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını.

Belediye kahvesinde hakla o eski,

O yalancı

O biçimsiz Bizans şarkısı. ( Sait Faik Abasıyanık )

Toplumcu Şiir

  • Türk şiiri 1920’lerin başında birkaç yeni girişime birden şahit oldu.
  • Dergâh hareketinin yanında Nazım Hikmet ve Ercüment Behzat Lav yazdığı şiirlerle edebi gelenekten kopuşu getirdiler. Bu kopuşun temelinde, aruz ve hece reddeden yeni bir sanat ve hayat anlayışını, yeni bir biçem ve söyleyişle işleme yaklaşımı getirilmiştir.
  • Bu süreçte neredeyse tüm dünyada eş zamanlı olarak gelişen ve değişen siyasal ve toplumsal hareketlere bağlı olarak yeni bir edebiyat akımı oluşmuştur.
  • Toplumsal gerçekçilik veya sosyal gerçekçilik ismi verilen bu akım, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin önemli bir damarı olmuştur.
  • Başlangıçta Atatürk ilkelerinden oldukça etkilenen bu şiir anlayışla, model şehrimize büyük bir açılım kazandırmıştır.
  • Bu şiir anlayışının temelini materyalist dünya görüşü meydana getirmektedir. Bu edebi hareketin ideolojik arka planında ise Marksist ideoloji şekillenmektedir.
  • Toplumsal gerçekçilik akımı, gerçekçiliğin Marksist yorumu ile gelişen bir sanat akımıdır. Ancak bu edebi anlayış şekillerini oluşturuncaya kadar halkçılık ve köycülük kavramları üzerinden daha sonra da işçi kavramı etrafında gelişmeye devam etmiştir.
  • Emekçilerin sorunlarını, emekçi-sermaye çelişkisini ve hayati kaygıları konu alan bu akım, toplum için sanat görüşünü temsil ediyordu. Bu akım bir açıdan sosyolojik karakterli bir edebiyat akımı olarak karşımıza
  • Sanatı her türlü dinsel ve törensel bağlardan kopararak kişisel bir varoluş biçimi olarak algılayan bu şiir anlayışı, bireye anlam kazandıranın toplum olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu sebeple ilk toplumcu dalga edebiyatımızda köycülük – ağalık çatışması, yönetici ve büyük azınlık arasındaki çelişkileri devrimci söylemle başlatmıştır.
  • Toplumcu gerçekçi edebiyat anlayışını 1934 yılında Moskova’da yapılan Yazarlar Birliği Kongresinde Maksim Gorki bir takım maddelerle sıralanmıştır. Maksim Gorki bu maddelerde şu görüşlere yer vermiştir:

Toplumcu gerçekçilik daha önceki eleştirel gerçekçilikten farklı olarak faydacı bir edebiyat ve belli bir teze sahiptir.

Bu edebiyatta insanı belirleyen temel öge kolektivizmdir.

Sosyalist bireysellik ancak kolektif içinde kendini gösterebilir.

Yaşam bir eylemdir ve yaratma biçimidir.

Bu edebiyat eğitsel işlevle yüklüdür ve sosyalist bireyselliğin geliştirilmesi bu edebiyatının ana gayesidir.

Toplumcu Şiir Anlayışının Temsilcileri:

Sanatın her alanında ne olduğundan çok, nasıl olması gerektiği sorusuna cevap arayan bir akımdır. Türkiye’nin toplumsal yapısını ve edebi sorunlarını işleyen toplumsal gerçekçiler, o dönemin aydınlık dergisi çevresinde bir araya gelmiştir. Beşir Fuat, Hoca Tahsin Efendi, Abdullah Cevdet, Nazım Hikmet, Ercüment Behzat Lav gibi isimler bu anlayışın eserlerini veren ilk temsilcileridir.

1940’lı yıllara gelindiğinde

Hasan İzzettin Dinamo

Rıfat Ilgaz

Cahit Irgat

Mehmet Niyazi Akıncıoğlu

Abdülkadir Meriçboyu

Fethi Giray

Mehmet Kemal

Enver Gökçe

Ömer Faruk Toprak

Attila İlhan

Arif Damar

Ahmet Arif

Şükran Yurdakul

gibi şairler bu akım tesirinde kalarak eserler veren sanatçılardır.

1950’li yıllarda ise

Hasan Hüseyin

Ceyhun Atuf Kansu

Talip Apaydın

Mehmet Başaran

gibi sanatçılar, toplumcu gerçekçilik akımı içerisinde yer almaya başlayan şairlerdir.

Toplumcu Şiir Anlayışının Genel Özellikleri

  • Serbest nazım özelliği taşımaları
  • Toplum için sanat anlayışının söz konusu olması
  • Karmaşık biçimli teknikleri içinde barındırması
  • Faydacı yani faydacı şiiri benimsemeleri
  • Politik bir içerik taşıması
  • Etkileme ve belirleme gücünü ön plana çıkarması
  • Materyalist dünya görüşünü benimsemesi
  • Rus şair Mayakovski’den çok fazla etkilenmeleri
  • gelecekçilik ( fütürizm ) akımından etkilenmeleri
  • Söylev üslubundan yararlanmaları
  • Hümanist bir düşünce etrafında şekillenmeleri
  • Sosyal bireyselliğin geliştirilmesinin ana gaye olması
  • Her türlü dinsel ve törensel bağı reddetmeleri
  • Programa ve teze dayalı olmaları
  • İyimser bir bakış açısının egemen olması

Nazım Hikmet Ran’ın gelecekçilik yani gelecekçilik akımının açık bir etkisiyle yazılan Makinalaşmak İstiyorum adlı şiirde makine, şarkı seslerini yansıtmıştır. Nazım Hikmet makinenin gücüyle gelecekte sağlayacağı bolluğu, insanlara sunacağını refahı ve huzuru anlatmaya çalışmıştır. Bütün bunları serbest bir biçim ile ölçüsüz bir şekilde dile getirmiştir. Bu şiirden yola çıkarak şiirin toplumcu özellikler barındırdığı görüşü hâkimdir.

Cumhuriyet döneminde Serbest Nazım ve Toplumcu Şiirin öncüsü ve temsilcisi Nazım Hikmet Ran ve Ercüment Behzat Lav olmuştur.

Bir cevap yazın