Cumhuriyet Döneminde Şiir

Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri

  • Cumhuriyet dönemi Türk şiiri, Tanzimat Edebiyatından sonraki tüm yenileşme hareketlerinde olduğu gibi üç kaynaktan beslenmektedir. Bunlar: Batı tarzı şiir, divan şiiri geleneği, halk şiiri geleneğidir.
  • Batı şiiri şairlik kabiliyeti kadar bilgi ve kültür açısından da son derece donanımlı olan şairler tarafından edebiyatımıza sokulmuştur. Yahya Kemal Parnasizm temsilcilerinden aldığı etkileri, Ahmet Haşim ise sembolist olan yazar ve şairlerden etkilenerek bu akımı şiirimize getirmiştir.
  • Edebiyatımızın en güçlü geleneklerinden biri olan Divan Şiiri geleneği Tanzimat Edebiyatından sonra bütünüyle reddedilmekle beraber, şairlerin kalitesi yükselip zevkleri inceldikçe her dönem tekrar ele alınan bir kaynak haline dönmüştür. Bazı sanatçıların sadece biçim ve ölçü, bazılarının ise duygu ve imaj bakımından tesirinde kaldıkları Divan Şiiri, 1923 yılından sonra eser veren diğer şairler üzerinde de tesir etmiştir.
  • Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin başlangıç yıllarında en çok etkilendiği kaynaklardan birisi halk şiiri geleneğidir. Halk şiiri geleneğinin son dönem asıl temsilcisi ise Âşık Veysel Şatıroğlu’dur.
  • 1940 yılından sonra daha çok serbest tarzda şiir yazma eğilimi baş göstermiştir. Özellikle Orhan Veli’nin öncülüğünü yaptığı şairler, serbest nazımda şiirler yazmıştır. Serbest tarzda şiirler yazan Garip Akımı başka şairleri de etkilemiştir.

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirini aşağıdaki başlıklar altında inceleyebiliriz.

Saf ( Öz ) Şiir Anlayışını Sürdüren Şiir

  • Öz Şiir Anlayışı Paul Valery’nin şiirde dili her şeyin üstünde tutan fikirlerinden hareketle, Batı edebiyatından ve divan şiirinin şekil yapısından bir hayli etkilenen şairlerimizde görülen ortak zevk ve anlayışa verilen isimdir.
  • Öz şiir anlayışının öncüleri Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’dir. Bu şairlerin Fransız sembolist şairleri Baudelaire, Rimbaud, Mallarme gibi Parnasizm temsilcilerinden etkilenerek oluşturdukları şiir akımıdır.
  • Öz şiir anlayışı Cumhuriyet döneminde Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Necip Fazıl Kısakürek gibi şairler tarafından da sürdürülmüştür.
  • 1928 yılında eserlerini Yedi Meşale adlı kitapta toplayan ve sanat sanat içindir görüşünü savunan gençler de saf şiir anlayışında şiirler yazmışlardır. Bu şairler Muammer Lütfi Bahşi, Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar
  •  Nabi Nayır, Vasfi Mahir Kocatürk Cevdet Kudret Solok Ziya Osman Saba Meşale isimli bir dergi çıkaran bu yedi kişilik grup kısa zamanda dağılarak akım sona ermiştir. Şiir, bunların çoğu için bir gençlik heyecanı olarak kalmıştır.
  • Saf şiir anlayışındaki şairler, şiirin dil ve yapı işçiliği gerektirdiğinin şuurundadır.
  • Şiirde biçim endişesi duyan bu şairlerde mısra ve dil en önemli ögedir.
  • Şiirlerini vezin ve uyaktan ayrılmadan bireysel ve düşsel bir içeriye yaşlandırılmışlardır.
  • Şiirde didaktizm kabul etmeyip sanat için sanat anlayışına bağlı kalmışlardır.
  • Anlaşılmak için değil, duyulmak ve hissedilmek için şiir yazmışlardır.
  • Sanatın bir form sorunu olduğuna inanan bu şairler için önemli olan iyi ve güzel bir şiir yazmaktır. Bu anlayışla kendilerine özgü özel bir imge alanı oluşturmuşlardır.
  • Şiirde her türlü ideolojik saplantının dışında kalarak sadece okuyucuda estetik haz ve zevk uyandıran şiir yazma temayülü, bu şairleri her türlü mezhepleşme eğiliminin dışında bırakmış ve bağımsız sanatçılar olarak şiir yazmaya yönlendirmiştir.
  • Gizemsellik, simgecilik, bireysellik, ruh, masal, rüya, mis gibi temaların yoğun olarak işlendiği bu şiirler; zekâ ve şuur disiplini ile bütünleştirerek kaleme alınmıştır.

Serbest Nazım Ve Toplumcu Şiir ( 1923-1960 )

  • Ölçü, kafiye, nazım şekli gibi bağlardan ayrılmış bir şiir anlayışıdır.
  • Bu şiir anlayışının şairleri Nazım Hikmet Beşir Fuat, Hoca Tahsin Efendi, Ercüment Behzat, Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör…
  • Serbest şiir anlayışı, şekli arka plana atarak, önemsememek olarak algılanmıştır.
  • Bu şiir anlayışının temelinde ideolojik düşünceler yatmaktadır. Bu anlayışı benimseyen şairlerin şiirleri o güne dek görülmemiş, denenmemiş bir görsellik, karmaşık şekilli teknikler barındırmaktadır.
  • Bu şairler politik bir içeriğin, şiirin tesir etme ve belirleme gücünü yükselttiğine inanmaktadır. Şiirdeki paralel, simetrik akışlar ve kırılmalar Rus şair Mayakovski şiirlerinin tarzından gelen yansımalardır.
  • Şiirler materyalist ve Marksist bir dünya görüşü üzerinde temellendirilmiştir.
  • Toplumcu gerçekçi şiir, halkçılık, köycülük kavramları ile bir düşünce etrafında biçimlenen bir edebiyattır. Bu anlayışın etrafında insan, toplum ve üretim ilişkileri bulunmaktadır.
  • Serbest nazım ve toplumcu gerçekçi şiirde, toplum için sanat anlayışı yer almaktadır. Bu anlayışta sanatçı toplumun ruh mühendisi olarak görev almaktadır.
  • Toplumcu gerçekçi edebiyat eğitsel bir işlerle yükümlüdür.
  • Sosyalist bireyselliğin geliştirilmesi bu edebiyatın ana gayesidir.

Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir

  • Bu şairlerin çoğu, halk edebiyatı geleneğini takip ederek yeni bir şiir akımı oluşturmaya çalışmışlardır.
  • Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul’un yolunu takip ederler.
  • Milli edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiirin ana teması memlekettir.
  • Hece veznini ve halk şiiri nazım şekillerini kullanırlar.
  • Sade ve arı bir dille yazıp, mahalli söyleyişlere de yer verirler.
  • Milli edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şairler Beş Hececiler ( Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek) , Ahmet Kutsi Tecer, Orhan Şaik Gökyay, Arif Nihat Asya, Kemalettin Kamu gibi şairlerdir.
  • Milli edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şairler, Kurtuluş Savaşı’nın tesirlerinin sürdüğü dönemde ortaya çıkmış, dünyadaki milliyetçilik akımının etkileri altında eserlerini oluşturmuşlardır.
  • Türkçeye büyük önem vermişler, yabancı sözcüklerin yerine mümkün olduğunca Türkçe karşılıklarını kullanmışlardır.
  • Şiirde hece ölçüsünü ön plana almışlardır.
  • Şairler şiirlerini Kültür Haftası, Hisar, Çınaraltı adlı dergilerde yayınlamışlardır.

Garip Hareketi / Birinci Yeni (1940-1954 )

  • Türk edebiyatında 1940’lı yıllara gelindiğinde, şekil açısından serbest şiirin tutkusu yükselmeye başlamıştır. Hemen hemen sadece Behçet Kemal Çağlar ve Ahmet Kutsi Tecer, halk şiiri geleneğinin yaygınlaşması için çalışmaktadır.
  • Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Cahit Külebi gibi diğer çizgilerdeki sanatçılar da serbest ölçü ile şiirler yazmaktadırlar. Daha sonra Birinci Yeni olarak isimlendirilecek Garip Akımı böyle bir ortamda ortaya çıkmıştır.
  • Eski şiire bir tepki olarak oluşturulan Garip Akımı üç şairin adı ile özdeşleşmiştir. Bunlar Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat Horozcu, Melih Cevdet Anday aynı zamanda üç arkadaş olan bu şairler Varlık dergisinde vezinsiz, kafiyesiz şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatmıştır. Bu tarzdaki şiirlerini garip isimli kitapta toplamışlardır.
  • Garipçiler olarak da adlandırılan bu akım özellikle Nurullah Ataç tarafından desteklenmiştir.
  • Garip Akımı birçok genç tarafından izlenildiği gibi, dönemin ünlü şairlerini de etki altında bırakmıştır.

Garip Dışında Yeniliği Sürdüren Şiir

  • 1940’lı yıllardan sonra Garip Hareketinin oluşturduğu deneyimlerden yararlanan, kendi bireysel şiirini sürdüren şairler de bulunmaktadır. Bunlar: Behçet Necatigil Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Külebi, Necati Cumalı, Sabahattin Kudret Aksal, Ceyhun Atuf Kansu, Atilla İlhan
  • Bu şairler kendi şiir anlayışlarına göre yeni bir şiirin peşinde olmuşlardır.
  • Bazıları Garip Hareketinin basit ifadesini ve özentisiz dilini örnek alırken kendi kişiliklerini yansıtan şiirler yazmış; bazıları da halk şiiri geleneğinden yararlanarak yeni toplumsal koşullar içerisinde şiirler deneme yoluna gitmiştir.

İkinci Yeni Şiiri ( 1954 – 1960 )

  • 1950’li yıllara gelindiğinde Türk şiirinin görünümü farklı özellikler taşımaya başlamıştır.
  • Garip şiiri kendini yineleyen, kalıplaşmış bir şiir durumuna gelmiştir. Bu hareketin öncüleri bile yeni bir şiir anlayışı içine girmiştir.
  • Diğer yandan bu yıllarda siyasi ve ekonomik ortamda değişmeye başlamıştır. Bütün bu değişimlerin şiiri etkilemesi de olan durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim 1950’li yıllarda şiire yeni başlayanlar haklı bir arayış içerisine girmiştir.
  • İkinci Yeni hareketi bu anlayışın bir ürünü olarak ortaya çıkar.
  • İkinci Yeni, Garip Hareketine bir tepki olarak oluşmuş bir akımdır.
  • İkinci Yeni’nin en bilinen şairleri İlhan Berk Turgut uyar Cemal Süreya Ece Ayhan Edip Cansever
  • Ortak bir hareket olmayan, lakin anlamsızlığı savunan, kelimecilik kavramını benimseyen ve orijinal hayaller kuran şairlerin eserleri ile beslenmiştir.
  • İkinci Yeni hareketi anlamsızlığı çözmektense ne dediği açıkça anlaşılan ama şiir duygusunu yitiren, kalabalıkları kışkırtıcı bir şiir ihtiyacını ortaya çıkaran şiir anlayışı olarak dikkatleri üzerine çekmiştir.

İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiir ( 1960-1980 )

  • Toplumcu şairlerin en önemli özelliklerinden birisi şiiri, siyasete ve topluma hizmet vasıtası olarak görmek, siyasetin ve toplumun bir sözlüsü olarak görev yapmaktır.
  • Bu durumda toplumcu şiir, toplumsal ve evrensel sorunları dile getirir; bu sorunlar karşısında durur ve onlarla mücadele içine girer.
  • 1960 Anayasası’nın getirdiği hürriyet ortamı, siyasal sürecin çeşitlenmesini sağlamıştır.
  • Büyük çoğunluk, örgütlenerek liberal kapitalist sistem karşısında kendi varoluşunu ve konumunu sorgulamaya başlamıştır.
  • Yoksulluğunu ve yetersizliğini gören insan, kurtuluşu siyasal sürece katkıda bulunmak üzere büyük çoğunlukla dayanışmada bulur. Bu dönemde liberal kapitalist sistemin biçimlendirdiği söylemin düzeyi karşısında Marksist ideoloji, alternatif bir söylem olarak insanların karşısına çıkar.
  • İşte bu Marksist söylem materyalist ögeler içeren bir şiir hareketidir.
  • Şiir bu anlayış için bir üretim biçimidir.
  • Marksist düşünceden faydalanan ve kurulu düzenle çatışma durumuna geçen, kendisini geliştirmeye, büyütmeye çalışan bu dönem şiir anlayışı, şiirin genel ilkelerini göz önünde tutmadığı için ihtilal ile birlikte tükenerek son bulur.
  • Marksçı görüş, daha çok ideolojik içeriği öne çıkardığından şiirin biçimine ait ana sorunları üzerinde durmaz.
  • İdeolojinin belirlediği içerik ise daha çok sınıf bilinci etrafında biçimlenmektedir.
  • Bireyselleşen içerik şiirin yöntem yoksulluğunu da beraberinde getirmiştir.
  • Etkenliği bırakıp kendi ekseni etrafında dönen Marksist söylem, giderek içine kapanır ve tükenir.
  • İsmet Özel, Süreyya Berfe, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Refik Durbaş gibi şairler bu İkinci Yeni sonrası toplumcu şiirin önemli temsilcilerindendir.
  • İkinci Yeni sonrası toplumcu şiir anlayışını benimseyen şairler, kendilerini halkın sözcüleri olarak görürler.
  • Şiirde biçime değil içeriğe önem verirler.
  • Onların şiirinde ikinci Yeni şiirinin sıklıkla ele aldığı yalnızlık, bunalım, sıkıntı gibi temaların yerini umut, geleceğe inanç, direnme gibi temalar almaktadır.
  • Dil ve söyle işte aşırılığa kaçmazlar.
  • Uzak çağrışımlara yer vermeyip açık ve anlaşılır bir anlatıma başvururlar.
  • Diğer yandan geleneksel söyle işten faydalanma yoluna gidenler de vardır.

1980 Sonrası Türk Şiiri

  • 1980 yılına dek şiiri ideolojik bir araç olarak algılayan Türk şairler, 1980 ihtilalinden sonra bir iç hesaplaşma içine girmiştir. Bunun neticesinde ideolojik şiir anlayışında bir çözülme görülmüştür.
  • Esasen şairlerin yapması gereken de şiiri ideolojilerden uzak tutmaktır.
  • 1980 sonrası Türk şiiri, şairlerin bu iç hesaplaşmasından sıyrılarak geçmişi reddetmesi olacaktır. Zira önceki dönemin göz ardı edilmemesi gereken tarafları da bulunmaktadır. Bu aşamada her şey şiirin ve sanatın lehine gelişmiştir.
  • Şiirin yaraları sarılır. Konuların, imgelerin ve mecazların içeriği daha anlaşılır ve saydam bir hale getirilir.
  • 1980’li yıllara gelindiğinde, bu yılların genç şairleri olarak ilk dikkati çeken sanatçılar Yaşar Miraç, Ozan Telli, Abdülkadir bulut ve Ahmet Ada olmuştur. Bu şairlerin özelliği halk şiirinden, dilinden, kültüründen ve söyleyişinden faydalanmalarıdır.
  • 1980’li yıllarda genellikle çeşitli bakış açıları ile toplumun acılarını yansıtmakla beraber, değişik temalara yönelen yer yer alaylı ve gülmece unsurlarını kullanan şairler ise Abdulkadir Budak, Ali Cengiz Han, Metin Altıok, Ahmet Telli, İsmail Uyaroğlu, Ahmet Erhan, Güven Turan, Tuğrul Tanyol,  Erdoğan Alkan Gülbin Neşe Yaşın, Nurer Uğurlu, Adnan Özel, Hüseyin Yurttaş, Gültekin Emre, Enes Batur, Hüseyin Atabaş, Metin Demirtaş, Şükrü Erbaş, Salih Bolat ve Enver Ercan en dikkati çeken şairler arasına girmiştir.
  • 1990’lı yıllarda kendisinden söz ettiren şairler ise Hilmi Yavuz, Turgay Kantürk, Gülsüm Akyüz, Metin Cengiz, Sina Akyol, Sunay Akın, Hulki Aktunç, Güngör Tekçe, Akgün Akova, Muzaffer Erdost, Ali Asker Barut,  Melisa Gürpınar ve Ersin Salman karşımıza çıkmaktadır.
  • 1980 sonrası şiirde tarihi çok eskilere uzanan Türk şiir birikimini yeniden ve bir bütün olarak değerlendirme gayreti içerisine girilmiştir.
  • Bu dönem farklı şiir anlayışlarına sahip şairlerin beraber yaşadığı bir devredir.
  •  
  • İçerikten daha ziyade söyleyiş ve yapıya önem verilmiştir.
  • Kapalı ve yoruma açık bir anlatım tercih edilmiştir.
  • İkinci Yeni şiirine özgü uzak çağrışımlara yeniden bir yönelme gözlenmiştir.
  • İmgeye önem verilerek yeni imgeler bulma peşine düşünmüştür.
  • Şiir düzyazıya yaklaştıran almış şiire dönüştürülmeye uygun temalara sıkça yer verilmiştir.

Cumhuriyet Dönemi Halk Şiiri

  • Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Türk halk şiiri kökleşmiş ve oturmuş bir şiir geleneği içerisinde beslenmiştir.
  • Halk şairleri hece ölçüsüyle birlikte genellikle yarım uyak ve redif kullanmışlardır.
  • Dil ve üslup yalın ve anlaşılır bir özellik taşımaktadır.
  • Söyleyişte doğa ile iç içe olmaktan kaynaklanan bir somutluk ve görünürlük hâkimdir.
  • Halk şiiri geleneği eski devirlerdeki kadar olmasa da Cumhuriyet Döneminde de devam ettirilmiştir.
  • Âşık Veysel Şatıroğlu, Murat Çobanoğlu, Mahzuni Şerif gibi ozanlar, Cumhuriyet döneminde halk şiir geleneğinden beslenen şiirler yazmıştır.
  • Bununla birlikte birebir bu geleneğe bağlanmasa da Abdurrahim Karakoç da 20. asır halk şairlerinin özelliklerini içinde barındıran şiirler kaleme almıştır.

Bir cevap yazın