Uluslararası Çevre Antlaşmaları

KPSS Güncel Bilgiler

Kyoto Protokolü

Japonya’nın Kyoto kentinde 1997’de düzenlenen uluslararası toplantıda imzalanan çevre sözleşmesidir. Küresel ısınmanın nedeni olan karbondioksit ve türevlerinin atmosfere ve uzaya bırakılmasını kısıtlayan Kyoto Protokolüne göre atık miktarının 2012 yılına kadar 1992 yılına oranla %5,2 oranında azaltılması sözleşmesidir.

Kyoto Protokolü gelişmiş ülkelerin 2000 yılındaki sera gazı emisyonlarının 1990 yılı seviyesine çekmek için Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesinin yetersiz olduğu kanısında hareketle sorumluluklarının ve yükümlülüklerin daha sıkı hale getirilmesi ve bağlayıcı bir belge niteliğinde hazırlanmıştır.

Kyoto Protokolünün amacı İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesini imza altına alan ülkelerin sera gazı salınımlarının 2012 yılına kadar 1990 yılı seviyesinin altına düşürmektir. Kyoto Protokolü 2004 yılında 55 ülke tarafından onaylanmış  ve 16 Şubat 2005 yılında resmi olarak yürürlüğe girmiştir.

Atmosfere salınan sera gazı miktarını % 5’e çekilmesi

Endüstriden, motorlu taşıtlardan, ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuatının yeniden düzenlenmesi

Daha az enerji ile ısınma  

Daha az enerji tüketen araçlarla yol alma

Daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerini endüstriye yerleştirme  

Ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilkelerinin uygulanması

Atmosfere bırakılan metan ve karbondioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönelinmesi

Fosil yakıtlar yerine biyodizel yakıtların kullanılması

Çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemlerinin yeniden düzenlenmesi

Termik santrallerde daha az karbon salınımı yapan sistemlerin teknolojiler kanalı ile devreye sokulması

Güneş enerjisinin öne açılarak nükleer enerjide karbonun sıfır olduğu bir dünya öne çıkarılması

Fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenlerden daha fazla vergi alınması

amaçlarıyla çalışmaktadır.

Basel Antlaşması

Tehlikeli Atıkların Sınır Ötesi Taşınımı ve Bertaraf Edilmesinin Kontrollerine İlişkin Özel Sözleşmesi uluslararası alanda çok taraflı ve bağlayıcı özelliğe sahip çevre antlaşmalarından birisidir. Ticaret  çevre ilişkisi ve özellikle endüstriyel üretim süreçleri bakımından bugüne kadar en önemli sonuç doğuran antlaşmalardan birisi olan Basel Sözleşmesi, sanayi atıklarının çevreye ve insan sağlığına doğurabileceği zararları karşı yönetimin, bertaraf edilmesi ve taşınmasına ilişkin tedbirler almak için uluslararası düzeyde sürdürülen çalışmaların bir sonucudur.

Basel Antlaşması Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP bünyesinde çalışmalar yapmaya başlamış, 1989 yılında 163 taraf ülke ile  çalışmalarına devam etmektedir.  Basel Sözleşmesi, tehlikeli atıkların miktarının üretildikleri kaynakta iken azaltılmasını, sınır ötesine taşınmalarda minimum düzeye indirilmesini bir gün denizler ve okyanuslara boşaltılmasının engellenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla tehlikeli ve diğer atıkların sınır ötesi hareketlerini azaltmak tehlikeli ve diğer atıkların oluşturduğu mekânlarda bertaraf edilmesini sağlamak atıkların meydana gelmesini minimum düzeye çekmek hedeflenmiştir.

Montreal Antlaşması

16 Eylül 1987 tarihinde 150’nin üzerinde ülke temsilcisinin katılımı ile Kanada’nın Montreal şehrinde Ozon tabakasının incelmesine yol açan maddelerin üretimi ve kullanımı konusunda protokol imzalanmıştır. Bu antlaşma kloroflorokarbon gazlarının üretiminin ve kullanılmasının belirli bir zaman diliminde kısıtlanması amacı ile kesin kurallar getirmiştir.

Türkiye Montreal Antlaşması’na taraf olmuş ve bugüne kadar 5 defa revizyondan geçen antlaşmanın her değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiştir. Montreal Protokolü 25 ülke tarafından imza altına alınmıştır.

1999 yılında Montreal Protokolü’ne imza atan ülke sayısı 168 ulaşmıştır. Montreal Antlaşması’nın bugünkü şartları şu şekildedir kloroflorokarbonlar, halonlar, metilkloroform ve karbontedrarolid tüketimleri gelişmiş ülkelerde 1995, gelişmekte olan dünya ülkelerinde ise 2010 yılı itibari ile nihayete erecektir. hidrokloroflorokarbonlar, daha az zararlı olması sebebiyle CFC’lere alternatif olarak geliştirilmiş kimyasal maddelerdir.

Montreal Protokolü çerçevesinde bu kimyasalların tüketimi 2030 yılında tamamen sıfıra çekilecektir. Gelişmiş ülkelerin katkıları ile meydana gelen çok taraflı fon kurulmuştur. Bu fon, gelişmekte olan ülkelerin endüstrisine, OTİM’lerin verilmesine dönüş olarak teknik uzmanlaşma, yeni teknoloji ve ekipmanlar için kullanılmaktadır.

Paris, Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme (1972)

Kültürel ve doğal mirasın herhangi bir parçasının bozulmasının  ya da yok olmasının bütün dünya milletlerinin mirası açısından zararlı bir yoksullaştırma oluşturacağını farz ederek daha yeni bir temel üzerine ve modern bilimsel yöntemlere uygun bir şekilde, istisnai değerdeki kültürel ve doğal mirasın kolektif korunmasına matuf etkin bir sistemi oluşturan yeni hükümleri, bir sözleşme çerçevesinin kabulünün zorunlu olduğu ifade edilmektedir.

Granada, Avrupa Mimari Mirasın Korunması Sözleşmesi (1985)

Avrupa Konseyi üye ülkeleri tarafından imza altına alınmış olan bu sözleşme, mimari mirasın Avrupa kültür mirasının zenginliği ve çeşitlerinin eşsiz bir ifadesi, tarihin değer biçilmez bir şahidi olduğunu ve bütün Avrupa ülkelerinin bir ortak mirasını oluşturduğunu kabul ederek; mimari mirasın yeniden tanımlanması, korunacak varlıkların tespit edilmesi, yasal koruma işlemlerinin yapılması ve koruma politikaları ile yasal yaptırımları konu almaktadır.

Bern, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (Bern Sözleşmesi 1979)

Avrupa Konseyi üye ülkelerinin imzalamış olduğu bu sözleşme yabani bitki ve hayvan varlığı ile bunların  yaşama sahalarını muhafaza etmek, özellikle birden fazla ülkenin işbirliğini gerektiren projelerin muhafazasını sağlamayı amaçlamaktadır. Sözleşmenin eklerinde yer alan kesin olarak koruma altına alınan flora ve hayvan varlığı türleri ve yasaklanan av yöntemleri ve araçları ile diğer yasak işletme şekillerini bir düzenleme altına almaktadır.

Ramsar, Özellikle Şu Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Sözleşmesi  ( Ramsar Sözleşmesi 1971 )

1971 yılında İran’ın Ramsar şehrinde imza altına alınan bu sözleşme, özellikle su kuşlarının yaşama ve üreme alanları için büyük öneme sahip olan sulak alanların muhafaza edilmesini öngörmektedir. Bu sözleşmenin ana hedefi Sulak alanların ekonomik, kültürel, bilimsel ve reaksiyonel anlamda büyük bir kaynak teşkil ettiği ve kaybedilmeleri durumunda bir daha geri getirilmesinin olanaksız olduğu belirtilmektedir.

Marpol, Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesine Ait Sözleşme ( Marpol Sözleşmesi 1973 )

Marpol Sözleşmesi petrol ve zararlı maddelerle deniz çevresinin bilerek kirletilmesinin tamamen ortadan kaldırılmasına ve bu maddelerin bir kaza sonucunda denize boşaltılmasını en aza indirmeyi hedefleyen, dünya denizlerini korumayı öngören bir sözleşmedir. Sözleşmeye 1978 yılında ilave edilen ve gemilerin bir gün özellikle petrol tankerlerinin sebep olduğu deniz kirlenmesinin engellenmesi ve kontrolü metotlarının geliştirilmesi ihtiyacını tespit ederek protokolünün  çerçevesi genişletilmiştir.

Viyana, Ozon Tabakasının Korunması Sözleşmesi ( 1985 )

Viyana Ozon tabakasının korunması sözleşmesi gelişmekte olan devletlerin ihtiyaçlarını ve özel şartlarını göz önünde bulundurarak ozon tabakasını insan faaliyetlerinin yol açtığı değişikliklerden koruma amacıyla alınacak önlemlerin uluslararası işbirliğini ve faaliyetleri getirdiğinin ve ilgili bilimsel ve teknik görüşlere davranması gerektiğini farz ederek kabul edilmiş bir antlaşmadır.

Barcelona, Akdeniz’in Kirlenmesine Karşı Sözleşme (Barselona Sözleşmesi 1976)

Barselona sözleşmesi Akdeniz’i ortak bir miras olarak kabul ederek ve bu konuda yürürlükte bulunan uluslararası sözleşmelerin deniz kirlenmesinin bütün boyutlarını ve kaynaklarını içermediğini ve Akdeniz Bölgesi’nin özel ihtiyaçlarına cevap veremediğini belirterek, günümüzdeki ve gelecekteki nesillerin faydalanması için korunmasını hedeflemektedir.

Washington, Nesli Tehlikede Olan Yabani Bitki ve Hayvan Türlerinin Ticaretinin Düzenlenmesine Dair Sözleşme ( CITES Sözleşmesi 1973)

CITES, dünyanın küresel yabani bitki ve hayvan ticaretini kontrol altına alan ya da engelleyen en büyük uluslararası sözleşme niteliğindedir. Sözleşmeye 100’den fazla ülke imza atmış olup varlığı tehlikede olan ya da ticareti yasaklanan bitki ve hayvan türlerinin listesi sözleşmenin eklerine konulmuştur. Sözleşme, dünyanın en etkin ve başarılı doğal varlıkları koruma sözleşmesi olarak kabul edilmektedir.

Bükreş, Karadeniz’in Kirlenmesine Karşı Korunması Sözleşmesi ve Protokolleri (Mikro İş Sözleşmesi 1992 )

Bükreş sözleşmesi, Karadeniz’in deniz çevresinin koruma altına alınması, canlı kaynaklarının muhafaza edilmesi ve kirlenmeye karşı korunması amaçları ile imzalanmıştır. Karadeniz’in doğal kaynaklarının ve insanlığa sunduğu olanakların öncelikle Karadeniz ülkelerinin ortak gayretleri ile muhafaza edilmesi gerektiğini belirten sözleşme, Karadeniz’de deniz etrafının kirliliğinin evvela ırmaklar yolu ile olmak üzere Avrupa’da  yer alan diğer ülkelerdeki kara kökenli kirleticilerden de kaynaklandığı ifade edilmektedir.

Rio, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ( Rio Konferansı 1992 )

Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinde düzenlenmiş ve dünyanın en büyük çevre konferansı olarak kabul edilen 1992 Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda çıkan üç ana sözleşmeden birisidir.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca takip edilecek amaçları, biyolojik çeşitliliğin korunması, bu çeşitliliğin unsurlarının sürdürülebilir kullanımı, genetik kaynaklar ve teknoloji üzerinde sahip olunan bütün hakları dikkate almak şartıyla bu kaynaklara yeterince erişimin ve ilgili teknolojilerin gereğince aktarılmasının sağlanması ve uygun bir şekilde finanse edilmesinin tedarikçi de dâhil olmak üzere genetik kaynakların kullanımından doğan faydalarına dil ve hakkaniyet prensiplerine uygun olarak paylaşımına esas almaktadır.

Bir cevap yazın